27 Ağustos 2007 Pazartesi
Tatil sonrası da önem taşıyor
Araç tutması, jet-lag, pıhtılaşma sorunları gibi yolculuk esnasında oluşabilecek sorunlardır. Araç tutması olan kişiler için yolculuk öncesi alabilecekleri ilaçlar mevcuttur. Jet-lag için de alınacak bazı ilaçlar mevcuttur. Bir diğer önemli sorun da uzun yolculuklarda uzun süreli hareketsizliğe bağlı bacaklarda oluşan pıhtılaşma sorunudur. Bu kişilere de pıhtılaşmayı önleyen ilaçlar verilir. Yüksek rakımlı yerlere seyahat varsa seyahatten 1 gün önce ilaç verilebilir, bir sorun olursa mutlaka oksijen verilmelidir.
* Gebeler için öneriler var mı?
Gebeler her ilacı alamadığından özel ilgilenilmesi gereken bir gruptur. En uygun seyahat gebeliğin 3-6. ayı arasıdır. Aşıların da bazıları gebelere uygulanamaz. Gebelerin kayak, dalma, su kayağı gibi sporları yapmaları sakıncalıdır. Sinek kovucu spreylerin sadece yüzde 20'si gebelerde kullanılabilir, seçerken dikkatli olmak gereklidir. Emziren kadınların da her ilacı rahatlıkla alması söz konusu değildir.
* Peki sağlık sigortaları...
Sağlık sigortası çok yararlıdır. Sadece seyahat süresini kapsayacak şekilde sağlık sigortası yaptırılabilir. Bilinen bir hastalığı olan kişilerin de, gidilecek ülkede o hastalık ile ilgili doktorların ve/veya merkezlerin adresini ve telefon numarasını alması, yabancı dil bilmeyenlerin o ülkede/şehirde bulunan Türk doktorların isim ve adresini not etmesi yararlı olacaktır. Böyle sürekli hastalığı olan kişiler, doktorlarından hastalığını, şu andaki durumunu, kullandığı ilaçları ve miktarlarını, alerjilerini ve danışılabilecek kişilerin faks ve telefon numaralarını içeren bir mektubu yanlarında bulundurmalıdır.
* Döndükten sonra yapılması gerekenler neler?
Seyahat dönüşü en çok karşılaşılan sorunlar ishal, üst solunum yolu enfeksiyonları, deri döküntüleri, ve ateştir. Ateşli hastalık ciddiye alınması gereken bir durumdur. Ateş durumunda mutlaka bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Seyahat sırasında edinilen bazı hastalıkların kuluçka süreleri uzun olabilir.
Seyahate çıkmadan önce aşılarınızı tamamlayın
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Semra Çalangu ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko enfeksiyon hastalıklarıyla ilgili soruları yanıtladı:
* Seyahatle ilişkili enfeksiyon çok sık görülen bir durum mu?
Her yıl gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere 80 milyon kişi seyahat etmektedir. Turistlerin yüzde 22-64'ünde seyahatle ilgili hastalık oluşmaktadır. Turistlerin ortalama yüzde 10'u seyahat sırasında veya sonrasında doktora başvurur ancak yüzde 1'inde hastaneye yatış gerekli olur. En sık ölüm, sıtma nedeniyle olmaktadır. Diğer ölüm nedenleri kalp hastalıkları, trafik kazaları, boğulmalardır.
* Seyahatle ilişkili enfeksiyon en çok kimlerde görülür?
İş adamları, siyasetçiler, gezi amaçlı seyahat eden turistler, yardım kuruluşlarında çalışan gönüllü eğitmen, çevreciler, sağlık çalışanları, kurtarma ekipleri, eğitim amaçlı seyahat eden öğrenci ve öğretmenler gibi kişilerde daha sık görülür.
ÖNCE BİR DOKTORA GÖRÜNÜN
* Seyahate gidecek kişi seyahat öncesi kime başvurmalıdır?
Seyahat öncesi kişi bu konuda uzman doktorlara başvurmalıdır. Bu konunun uzmanları, enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıdır. Hekim kişiye koruyucu önerileri, aşılamayı ve gereğinde kullanacağı ilaçları açık ve anlaşılır olarak anlatır. Hangi aşıların yapılacağını, sıtmaya karşı nasıl bir koruma sağlanacağını, turist ishali olursa neler yapılması gerektiği, kendisini diğer tehlikelerden nasıl koruması gerektiği tek tek ele alır.
* Seyahatler sırasında en sık karşılaşılan enfeksiyonlar nelerdir?
Enfeksiyonlar seyahat edilen bölgeye göre değişiklik göstermesine rağmen, seyahatle ilişkili enfeksiyon deyince akla gelen en sık enfeksiyonlar turist ishali, sıtma, sarı humma, kolera, hepatit A ve B, tifo, zatürree, griptir.
* Seyahat öncesi hangi aşılar yapılmalıdır?
Aşıların seçilmesi seyahat edilecek ülkeye, kişinin bağışıklık durumuna, daha önce yapılmış aşılarına, eğer enfeksiyon edinilirse ciddiyetine, aşının kendisinin yapacağı yan etkilere göre yapılır. Tetanoz/difteri (10 yılda 1), kızamık aşısı ise olmayanlara yapılır. Diğer aşılar ise hepatit A, hepatit B, tifo, grip, sarı hummadır. Hastalığın yerleşik olduğu ülkelere girerken yapılması yasal olarak zorunlu olan sadece iki aşı vardır: Sarı humma ve meningokok aşıları. Hiçbir ülke için kolera aşısı gerekli değildir. Sarı humma Ekvator Afrikası'nda ve Güney Amerika'da yerleşiktir; Hindistan ve Kuzey Afrika için de bir ölçüde risk vardır. Meningokok aşısı, menenjit etkeni olan mikrobun A,C,Y ve W135 alt gruplarına etkilidir. Sahra altı Afrika ülkelerinde uzun süre kalacak olanlara önerilir. Meningokok hastalığının yerleşik olduğu bu bölge dışında, Nepal, Kenya, Tanzanya gibi daha önce salgınların bildirildiği ülkelere gidecek olanlara da yapılması önerilir. Suudi Arabistan'a hacca gidecek olanlara da meningokok aşısı yapılmalıdır.
* Çocuklar için ne gibi aşılar öneriyorsunuz?
Çocukların normal aşı takvimine göre aşılanmaları aksatılmamalıdır. Erişkinler de her 10 yılda bir tetanos aşısını tekrarlatmalıdır. Böylece seyahat sırasında olabilecek yaralanmalarda güvenli bir korunma sağlanabilir. Hindistan ve Kuzey Afrika ülkeleri gibi tifonun yaygın olduğu ülkelerde 3 haftadan daha uzun süre kalacak olanlara tifo aşısı da önerilir. Veba, kolera, kene ensefaliti, Japon ensefaliti gibi daha nadir hastalıklara karşı aşılama, ancak kırsal bölgelere ve sanitasyon koşullarının yetersiz olduğu koşullarda yapılacak yolculuklarda, konunun uzmanı olan hekimlere danışılarak yapılmalıdır.
KORUNMASIZ SEKSE HAYIR
* Seyahat sırasında kan yoluyla bulaşan hastalıklar nelerdir ve nelere dikkat edilmelidir?
Hepatit B, C AIDS gibi hastalıklar kanla bulaşan hastalıklardır. Kan ve kan ürünleri, iğneler, tıbbi aletler, diş aletleri, kazalar ve travmalar kan yoluyla bulaşan hastalıklar açısından risktir. Dövme, akupunktur, piercing de benzer riskler taşır. Bunların tek kullanımlık iğnelerle yapılması gereklidir. Güvenli olmayan yerlerde yapılmamalıdır.
* Seyahatlerde cinsel temasla bulaşan hastalıklara karşı nasıl korunma sağlanır?
Cinsel temasla bulaşan hastalıkların en önemlisi AIDS'tir. Ayrıca bel soğukluğu, hepatit B ve frengi de sayılabilir. Bunlar içinde aşı ile korunma sadece hepatit B'de sağlanabilir. Tek korunma yöntemi ise prezervatif kullanımı olmasına rağmen kullanım oranı yüzde 25'tir. Seks çalışanları ile cinsel temas AIDS ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risklidir. Bu nedenle prezervatif kullanılmalıdır, ancak bununla bile yüzde 3-5 yırtılma ve dökülme nedeniyle risk vardır. Alkol kullanımı kontrolü kaybettirdiğinden mutlaka sınırlı olmalıdır.
Önlem alın, tatilcilerin yüzde 65'i hastalanıyor
Türkiye'de, seyahat hastalıkları kavramını toplumda yerleştirme öncülüğünü üstlenen International Hospital, 2001 yılında, Türkiye'nin ilk seyahat hastalıkları kliniğini kurdu. Kliniğin sorumlusu, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, seyahat hastalıkları kavramının önemine dikkat çekerek, Dünya Sağlık Örgütü'nün bir araştırmasına gönderme yapıyor: "Tatil ve seyahat aslında birer risk faktörü olarak kabul edilebilir. Çünkü, seyahate çıkan 100 kişiden 65'inin kendini bir süre hasta hissettiği, yüzde 15'inin ise gidilen yerde ciddi bir şekilde hastalandığı kanıtlandı. Kliniğimize, seyahat öncesi başvuran kişiler; öncelikle bir muayene formu dolduruyor. Bu formda planlanan seyahat ile ilgili bilgilerin yanı sıra, kişinin tıbbi özgeçmişi, şimdiki sağlık durumu, aşı bilgileri, önceden veya şimdi uygulanan tedaviler, allerjileri gibi bilgiler sorgulanıyor. Daha sonra yapılan muayene ve gerekli kan testlerinden sonra, kişiye o ülkedeki mevcut sağlık problemleri izah ediliyor. Yaptırması gereken aşılar ile yanına alması gereken ilaçlar reçete ediliyor. Gerekli aşılar yapılarak, sağlık raporları düzenleniyor. Bir de seyahat sonrasında bize başvuranlar var. Bu hastalarda en çok; ishal ve deri hastalıklarıyla karşılaşmakla beraber; sıtma, tifo, menenjit gibi daha ciddi hastalıkları da görüyoruz."
ÇOCUKLARA BOL SIVI VERİLMELİ
Çocuklar zaman farklarına ve hava değişimlerine erişkinlerden daha çabuk adapte olsalar bile, hastalıklara dirençleri son derece az. İshal gibi hızlı su kayıpları kısa sürede ciddi boyutlara ulaşıp, çocukların hayatını tehdit edebiliyor. Uçak yolculukları kabin basıncı değişiklikleri ve kuru hava, çocukları sıkıntıya sokuyor, bu yüzden çocuklara yolculuk sırasında bolca sulu gıdalar verilmesi en doğrusu. Dr. Mamçu, çocuklarla seyahat konusunda ebeveynlere yönelik uyarılarını şöyle sıralıyor: "Kural olarak, doğum sonrası yedi günden önce ve prematürelerin (erken ve düşük ağırlıklı doğan bebekler) uçakla seyahati sakıncalı. Çocuk cildi kuru hava, sıcak ve güneşten çabuk etkilenir. Bu nedenle talk pudrası, günlük banyolar ve bol kesimli, ter emici giysiler faydalıdır. Bazı aşılar doğumun ilk gününden itibaren uygulanabilir (BCG, çocuk felci, hepatit A ve B), diğer rutin aşılamalar altıncı aydan itibaren yapılır (difteri, tetanos, boğmaca - kızamık, kızamıkçık, kabakulak - inaktif polio gibi). Altı aylıktan önce sarı humma aşısı yapılmamalı. Bu yaştan önce sarı hummaya karşı alınması gereken en önemli tedbir; sivrisineklerden korunmadır. Çocukları korumak gereken önemli hastalıklardan biri de kızamıktır. Kalabalık bölgelere seyahatler kızamık riskini artırır. Bu durumda, altıncı aydan itibaren, kızamık aşı programına başlanmalıdır."
KRONİK HASTALIKLAR RİSK TAŞIR
Ne kronik hastalıklar, ne de ileri yaş, seyahate engel durumlar değil. Ancak, özellikle vücudun savunma sistemini bozan hastalıkların varlığında daha dikkatli olmak gerekiyor. Bu hastalar için özel aşı programları hazırlanıyor. Kronik hastalıklarda, uzun süreli uçuşlar ve zaman farkı nedeniyle, ilaçların zamanı kayabiliyor. Bu durum; insülin, kalp ilaçları, tansiyon ilaçları, heparin gibi ilaç alanlarda ölümcül riskler doğurabiliyor. Bu yüzden, böylesi ilaçlar kullananların yola çıkmadan önce doktora danışarak, ilaçlarını ve dozlarını düzenletmeleri öneriliyor. Sıcak ve rutubetli ortamlar; kalp, damar ve mide bağırsak şikâyetlerini artırırken, romatizmal ağrıları ve allerjik solunum rahatsızlıklarını ise hafifletiyor. Kalp yetmezliği, yeni geçirilmiş kalp krizi veya inme, ritm bozuklukları ve anjinal ataklar, uçakla yolculuğa engel hastalıklar. Ayrıca hipertansiyon, ciddi kansızlık, orak hücre hastalığı, akut mental hastalıklar, epilepsiler ve ciddi bulaşıcı hastalıkların varlığı yine uçakla seyahat konusunda engel kabul ediliyor. Kalp pili olan hastaların, elektronik tarayıcılı kapılardan veya radar yakınlarından geçmemeleri gerekiyor. Romatizmalıların, yeni ameliyat edilmiş kişilerin, ayak - bacak şişlikleri olanların ve varisli kişilerin yolculukları riskli.
HAMİLELER DİKKAT!
Hamilelik genel olarak seyahate engel olmasa da, özellikle sıtma riski olan bölgeler ve sıtma ilaçlarının alınması gereken durumlar, anne ve bebek sağlığı açısından da sakıncalı olabiliyor. Dr. Mamçu, kliniklerine başvuran gebelere yönelik tavsiyelerini şöyle anlatıyor: "Gebelere klorokin, kinin, proguanil verilebilir, bunlar dışındaki sıtma ilaçları gebeler için tehlikelidir. Gebelik sırasında geçirilen sıtma anne ve/veya çocuk ölümüne, erken doğuma neden olur. Gebelikte herhangi bir sıtma şüphesinde hemen doktora başvurulmalıdır. Ayrıca, canlı aşıların yapılması gereken seyahatler de gebeler için tehlikeli olacaktır (hamilelik sırasında canlı aşı önerilmez). Sarı humma ve çocuk felci gibi aşılar, yarar - zarar oranı hesaplanarak, zorunlu durumlarda verilebilir. Doğumdan önceki son bir ay ve doğum sonrası ilk hafta içinde uçak seyahati risklidir. Genel olarak uçak şirketleri 36 haftanın üzerindeki gebeleri kabul etmezler."
TAŞIT TUTMASINA GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ
Taşıt tutmaları bir hastalık değil, "anormal bir durum karşısında vücudumuzun verdiği normal bir reaksiyon" olarak kabul ediliyor. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülüyor. Yaşın küçülmesiyle, taşıt tutması riski artıyor. Yapılan bir araştırmaya göre, deniz yolculuklarında (feribot) yolcuların yaklaşık yüzde 30'unda değişik derecelerde taşıt tutması görüldü. Bu araştırma sonucunda, yolcuların, yüzde 25'i kendilerini hasta, dördü çok hasta, beşi hiçbir şey yapamayacak kadar hasta hissetti. Hastaların yüzde yedisinde ise, devamlı bulantı ve kusma hali görüldü. Taşıt tutmalarını azaltan faktörlere gelince... Güneş gözlüğü ve bir objeye konsantre olmak, taşıt tutmasını azalttığı için, çocukların emniyetli bir şekilde oturtulduktan sonra güneş gözlüğü takılarak ellerine oyuncak verilmesi, en iyi önlem. Taşıt tutmaları her türlü taşıtta görülebilirse de, daha çok deniz yolculukları sırasında ortaya çıkıyor. Taşıtın küçüklüğü ve yolculuğun uzunluğu taşıt tutması riskini artırıyor. Taşıt tutmasını azaltmak için, kapalı ortamda bile güneş gözlüğü takılabilir. Çocuklara konsantre olabilecekleri oyuncaklar verilebilir. Yolculuk sırasında, hafif ve sulu gıdalar tercih edilmeli, alkol alınmamalı. Taşıtın en az sallanan yerine oturulmalı: Arabada ön koltuk, otobüste orta kısım, gemide orta alt kısım, uçakta kanat kısmı. Taşıt tutmaları sırasında, kusmalar ve mide hareketlerinin azalması nedeniyle bu durumdaki hastaya ağızdan verilen ilaçlar etkisiz kalıyor. Taşıt tutmalarına karşı ilaçların bir saat önce alınması gerekiyor.
19 Ağustos 2007 Pazar
Çocuklarla yolculuk ederken bilinmesi gerekenler
Çocuk sahibi olmanız tatile çıkamayacağınız anlamına gelmez ama çocuklu aile için seyahate çıkmak, çok eğlenceli ve hoş olabileceği gibi, herkes için alabildiğine yorucu da olabilir. Çocuğunuzla geçireceğiniz tatilinizi kolaylaştırmak için;
Tatile çıkmadan önce,
•Uzun seyahat planladıysanız ve son kontrolünden itibaren uzun bir süre geçmiş ise çocuğunuzun sağlığının iyi olduğundan emin olun
•Son bir ay içinde muayene oldu ise sadece doktorunuz ile yapacağınız bir telefon görüşmesi yeterli olabilir.
Yolda,
•Yola günün hangi saatinde çıkacağınız çocuğunuzun değişikliklere verdiği yanıt, seyahat şekliniz ve süresi ile yakın ilgilidir.
•Seyahatlerinizin yolcu sayısının az olduğu saatlerde olmasına dikkat edin. (Daha fazla koltuk boş olabilir, bebeğiniz daha geniş bir hareket alanı bulur ve daha az kişi rahatsız olur).
•Eğer bebeğinizde arabada uyuma alışkanlığı varsa ve uzun bir araba seyahati düşünüyorsanız yol aldığınız saatlerin çoğunluğunu onun uyku saatlerine getirin, eğer araçlarda uyuyamayacak kadar çok heyecanlı oluyor ise o zaman uykusunu uyutup sonra yola çıkmalısınız.
Şayet uçakla yolculuk yapılacaksa,
•Özellikle uçak yolculuğunda çocuğunuza özgü menü siparişini 24 saat önceden verebilirsiniz.
•Bununla birlikte yanınıza bir miktar kahvaltılık alın, bu uzun süren gecikmeli yolculuklarda size yardımcı olacaktır.
•Uçakla seyahatte ön koltuklardan, uygun değil ise koridordan yer alın . Eğer uçak tamamen dolu değil ise o zaman yanı boş olan bir koltuktan yer ayırtmayı deneyebilirsiniz.
Tatilde,
•Çocuklar için kulüplerin bulunduğu otelleri tercih edin.
•Seyahat sırasında gereksiz problemlerden kaçınmak istiyorsanız hemen öncesinde gereksiz değişiklikler yapmayın; örneğin seyahatin hemen öncesinde çocuğunuzu memeden kesmeye çalışmayın.
•Alışılmamış ortamlar ve günlük programdaki değişiklikler zaten yeterince stres oluşturur, bunları arttırmayın.
•Yola çıkış gününden önce tüm rezervasyonlarınızı kontrol edin.
Tatile çıkmadan önce diş sağlığı konusunda öneriler
-Tatile çıkmadan önce ağız ve diş sağlığı konusunda önerilen en önemli faaliyet bir diş hekimine gidip kontrolden geçmektir.
-Tatili sevimsiz hale getirebilecek sorunlu dişlerin tedavilerinin yapılması rahat bir tatil geçirilmesini sağlayabilir. Tatilde karşılaşılan ağız ve diş sorunları sıkça karşılaşılan durumlardır.
-Sebebi ise tatil süresince ağız hijyenine verilen önemin dikkatlerden kaçması ve tüketilen gıdaların içeriğidir. Tatilde tüketilen gıdalardaki şeker içeriğinin fazla olması asit yapıcı etkisi nedeni ile gizli kalmış diş problemlerinin açığa çıkmasına sebep olur.
-Tatil sırasında her şeye rağmen başımıza bir diş problemi gelirse yapılması gereken en doğru davranış gittiğimiz yerdeki en yakın diş hekiminden yardım istemek olacaktır. Zira tatil sonrasına ertelenecek basit diş sorunları büyüyerek diş kayıplarına sebebiyet verebilir.
-Tatile çıkarken yanımıza muhakkak kişisel temizlik malzemelerimizin yanında diş fırçamızda almayı unutmamalıyız. Unutulmaması gereken tatil sırasında normal günlük yaşamdan daha fazla ağız ve diş sağlığına önem verilmesi gerektirdiğidir.
Araç tutmasına karşı alınabilecek önlemler
Araçla yapılan yolculuklarda bireyleri oldukça rahatsız eden ve çıkılan yolculuğun konforunu bozan araç tutması sık görülen bir durumdur.
İç kulaktaki dengeden sorumlu yarım daire kanallarının harekete aşırı hassas oluşu, araç tutmasına neden olur.
Alınacak Önlemler;
•Yolculuk öncesi, araç tutmasını önleyici ilaçlar belirtileri hafifletir.
•Yolculuk sırasında bir şeyler okumak bulantıyı arttıracağından bundan kaçınmak gerekir.
•Aşırı yemek kokusu ya da bu tür kokularda mide bulantısını arttıracağından uzak durmakta fayda var.
•Hastalığın artmasına neden olabilecek sigara, kafein ve tuz gibi maddelerden uzak durmak.
•Eğer araba sizi tutuyorsa kitap okumayın ya da zıt yöndeki koltuklara oturmayın.
•Araç tutması olan bir başka yolcuyla konuşmayın veya onu izlemeyin.
•Arabanın ön tarafında oturup uzak manzaralara bakabilirsiniz. Bu sizi rahatlatır.
•Uçak yolculukların da hareketin en az olduğu kanat üstüne denk gelen koltukları tercih edin.
Araç tutması genellikle kişinin kendi kendine yenebileceği bir hastalıktır. Tatile çıkmadan önce yukarıdaki önerilere dikkate almanız tatile daha sağlıklı başlamanızı sağlar.
12 Ağustos 2007 Pazar
Sağlıklı bir güneşlenme için tavsiyeler
Güneş ışınlarında bulanan Ultraviole A ve Ultraviole B ışınları derimiz için zararlıdır. Aşırı güneş ışınının derinin erken yaşlanmasına ve deri kanserine yol açtığı kesindir.
Şimdi bronzlaşma zamanı ancak güneş ışınlarının zararlarına karşı önlem almakta fayda var! Bazı saatlerde koruyucu kremlerle bile güvende değilsiniz!
Kimler risk altında?
•Beyaz ırktan kişiler, diğer gruplara göre daha fazla risk taşır
•Güneşin UV ışınlarına korunmadan aşırı derecede maruz kalan kişiler
•Açık renk cildi olan kişilerde risk 20 kattan fazla yükselmektedir
•Erkeklerde bazal hücreli karsinom ya da skuamöz hücreli karsinom riski, 2–3 kat daha yüksektir
•Ailelerinde deri kanseri öyküsü olanlar
•Arsenik, endüstriyel katran, kömür parafin ve petrol türlerine maruz kalanlar
Cilt kanserini belirtilerinin ABC’si
A-Asimetri (renkli alanın iki yarısının birbirine benzer olamaması)
B-Düzensiz ya da pürüzlü kenarlar
C-Her alanda farklı renkler görülmesi
D-Çapın 6 mm’den fazla olması durumunda mutlaka bir dermatologdan yardım alınmalıdır.
Diğer belirtiler ise;
•Üzeri kabuklu, pullu iyileşmeyen yaralar
•Hızlı büyüyen benler
•Devamlı kanayan benlerdir.
Güneşten nasıl korunmalıyız?
Güneşten korunmak erken yaşlanmayı ve deri kanserlerini önler. UV ışınlarının erken ve geç dönem zararlı etkilerinden korunmak veya en aza indirgemek mümkündür. Bu amaçla temel bazı önlemlerin alınması gerekir.
•Uygun giysiler zararlı güneş ışınlarından maksimum korunmanızı sağlar.
•Geniş kenarlı şapkalar, sıkı dokunmuş renkli giysiler ve uygun güneş gözlüklerinin kullanılması uygun olur.
•Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10 00–16 00 arası) güneşten korunmalıyız.
•Yaz aylarında mutlaka koruma faktörü en az 15 (SPF:15) olan ürünler kullanılmalı, hatta açık tenli kişilerde bu faktörün 30 veya daha üzeri olmasına dikkat edilmelidir.
•Mümkün olduğunca gölgede kalmaya çalışınız.
•Periyodik olarak benlerinizi kontrol ediniz.
•Şüpheli bir belirti yakaladığınızda mutlaka doktora başvurunuz.
Tatil öncesi genel bakım
Tatil boyunca tuzlu, kimyasallı suya, güneş ışınlarına maruz kalacak olan cildinizi zorlu koşullara hazırlamak için evinizde uygulayacağınız pratik ve ekonomik pek çok bakım kürleri bulunuyor. Bu konuda ilk izlemeniz gereken yolda cildi derinlemesine temizlemek, sorunlu bölgelere hassas bakım uygulamak ve yüz ve dekolte bölgesini yoğun nemlendirmek gibi başlıklar bulunuyor.
Derin temizlik
Cildinizi tatile hazırlamak için önce hücrelerinizin derinlemesine temizlenmesini sağlamalısınız. Cilt her dakika milyonlarca ölü deri hücresi döküyor. Ölü hücreleri ciltten arındırarak yumuşak ve parlak deriyi ortaya çıkarabilirsiniz. Bunun için önce cildinize buhar banyosu uygulamalı ve derinizin yumuşamasını sağlamalısınız. Ardından meyve asitli AHA içerikli bir peeling i ürününü göz çevresi dışında kalan alanlarına sürmelisiniz. Parmak uçlarınızla yumuşak, dairesel hareketlerle cildinize masaj yapın. Masaj esnasında cilten ölü hücrelerin arındığını göreceksiniz. Peeling sonrası cildinize uygun bir temizleme jeli ile yüzünüzü ve boynunuzu derinlemesine temizliğini sağlayın. Sırada gözeneklerin temizliği var. Tonik yardımı ile kapalı olan gözenekleriniz açılacak. Eğer cildinizde sivilce ya da T bölgesinde aşırı yağlanma gibi sorunlar varsa ürünlerinizi probleme yönelik seçmelisiniz. Tonik ve sorunlu bölgeye bakım sonrası cildinizi ekstra nemlendirme işlemine geçebilirsiniz.
Vücut bakımı
Cildiniz için nem konusu oldukça önem taşıyor. Ciltteki kuruluğa karşı hen gün en az bir buçuk litre su içmek gerekiyor. Bunun dışında cilde dışarıdan da nem takviyesi yapılması gerekiyor. Cildin yüzde 70 i sudan oluşuyor ve bunun yüzde 12 si cildin en üsteki ince katmanında bulunuyor. Bedeni nemli ve yumuşak bir görünüme kavuşturmak için ılık bir banyoardından, peeling işleminden sonra cilt tipine uygun bir nemlendirme ürününü kullanabilirsiniz. Dilerseniz birkaç damla susam yağı ile bedeninize masaj yapabilir, ardından nemlendirme ürününüzü kullanabilirsiniz.
Cilt tipine göre ürün
Her cilt tipinin bakım ve temizlik kürü farklı. Normal ve kuru ciltler için süt bazlı ürünler ideal. Hassas temizleyiciler cildin makyajdan arındırılmalı. Yüzeydeki yağın giderilmesi için alkolsüz tonuk öneriliyor. Normal ve kuru ciltlerin temizlik sırasında su yerine ferahlatıcı yüz tonik kullanmalı. Bu cilt tipleri için haftada bir peeling uygulamalılar. Yağlı ve karma ciltler ise temizlik konusu üzerinde titizlikle durmalılar. Jel ya da köpük suyla temizlendiğinde ciltteki yağ bezlerini harekete geçiriyor, bu da cildin soluk ve mat görünümüne neden oluyor. Bu yüzden temizlik sonrasında tonik uygulamak şart. Yağlı ciltlerin ölü derileri cilt yüzeyinden temizlemesi için haftada en az bir kez peeling uygulanmalı.
Bal gibi maske
Normal ve kuru ciltlerin bakımında bal mucizesinden yararlanabilirsiniz. İki çay kaşığı bal, yarım çay bardağı yoğurt, bir çay kaşığı greyfurt suyunu karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza sürün. Maskeyi 15 dakika cildinizde bekletin, ardından ılık su ve sünger yardımıyla temizleyin. Bir çay bardağı buzlu çay ile yüzünüzü yıkayın. Ardından nemlendiricinizi uygulayın.
Karbonatın gücü
Normal ve yağlı ciltler için hazırlayacağınız karbonatlı maske ile ölü hücrelerden kolayca arınabilirsiniz. Bir çay kaşığı maya, bir çay kaşığı karbonat, bir çay çay kaşığı su karıştırılıp cilde sürülür. Maskeyi 15 dakika yüzünüzde bekletin. Maya gözeneklerinizi temizliyor, karbonat ise lekeleri gideriyor. Maskeyi cildinizden ılık su yardımı ile çıkarın.
Hassas denge
Hassas ciltlerin bakımı diğerlerine göre daha zor. Ancak hassas ciltlerin de evde hazırlayacağı maskeler bulunuyor. Bir çay kaşığı nohut unu, bir çay kaşığı krema, iki çay kaşığı tuzlu su ve üçte bir çay kaşığı tuzu karıştıp cildinize sürün. Nohut unutemizliyor, krema pH seviyelerini dengeliyor. Maskeyi soğuk su ile yüzünüzü yıkayarak çıkarmalısınız.
Parlak saçlar
İki yemek kaşığı çam balını, bir limon suyu ve yarım bardak saf zeytinyağını karıştırın. Kuru saçınıza sürün ve yaklaşık yarım saat bekleyin. Ardından saçınızı yıkayın. Bu uygulamayı haftada bir kez yaparak saçlarınızın doğal ışıltılar kazanmasını sağlayabilirsiniz.
Doğal bukleler
İnce telli saçlarınızın hacimli durmasını sağlamak, düzensiz dalgalarınızı göz alıcı buklelere çevirmek için de uygulayacağınız evde kolayca hazırlayıp uygulayacağınız saç bakım maskesi bulunuyor. Bir yumurta sarısı, 1 minik şişe badem yağı, birkaç damla limon suyu ve bir tatlı kaşığı susam yağını karıştırıp saçlarınıza sürün. Başınıza bone geçirin ve üzerine ısıtılmış havlu sarın. Yarım saat bekledikten bebek şampuanıyla saçınızı yıkayın.
Çocuklarla seyahatlerde bulundurmanız gereken şeyler
Çocuklarla özellikle de küçük yaşktaki çocuklarla yolculuğa çıkmak, öncesinde uzun süre düşünülmüş bir kararı gerektirir. Eşinizle bu konuyu düşündükten sonra eğer kararınız tatile çıkmaktan yana ise, yazımızı okumanızda ve her yaş grubu için düzenlenmiş listedeki eşyaları yanınıza almanızda yarar var. Çünkü plansız porgramsız çıkılan yolculuklarda, henüz tatil yerine varmadan birçok tatsız durumla karşılaşabilirsiniz. Her ne kadar çantanıza koymanız gerekenler her çocuğun zevkine ve ilgi alanına göre değişse de size sunacağımız listedekiler, “olmazsa olmaz” denecek kadar önemli olan ihtiyaçlardır.
0-3 Yaş Grubu Çocukla Tatile Çıkıyorsanız
Pişik kremi
Biberon
Çocuk bezi
Emzik-Yedek emzik
Yedek atlet-külot
Derece
Çıngırak, oyuncak
Mama-Yedek mama
Tulum, pijama
T-shirt, eşofman
Güneşten koruyucu losyon-Güneş sonrası krem
Pudra
Şapka
Çorap
Önlük
Gaz ilacı
Oksijenli su-Amonyak
Su ısıtıcısı
Havlu
Simit-Kolluk
Yara bandı
Çocuklar için ağrı kesici, şurup
Masal kitabı
Boyama kitabı ve boya kalemleri
12-16 Yaş Grubu Çocuklar İçin
Ergenlik çağındaki çocuklarla birlikte çıkılan yolculuk aslında en zor yolculuklardan biridir. Bu yaşlarda herşeye muhalif olan çocuklar ya gidilen yeri beğenmezler, ya kaldığınız oteli, ya da tatil süresince yapmayı düşündüğünüz programı… Bu sebeple bu yaş grubundaki çocuklarla tatile çıkacaksanız en iyisi, çocuğunuz yakın bir arkadaşını da yanınıza alıp hoşça vakit geçirmelerini sağlamaktır. Her ne kadar bu yaştaki çocuğunuz kendi çantasını kendisi hazırlasa da yine de sizin onlar için alabileceğiniz bir kaç şey vardır.
Discman
Pil, pil ve daha fazla pil
Yeni bir CD
Telefon kartı
Modemi olan bir laptop ve internet bağlantısı
Boş bir defter
Sevdiği bir yazarın kitabı
6-12 Yaş Grubu Çocuklar İçin
Bu yaşlardaki çocuklar için yanınıza alabileceğiniz birçok şey bulabilirsiniz. Oyuncaklar ve onlara yapacağınız sürprizler yol boyunca eğlenmelerini sağlayacaktır.
Yeni bir kitap
Boyama kitabı ve boyama kalemleri
Boş bir defter
Walkman ve yedek pil
Sevdiği sanatçıların, grupların kasetleri
Gameboy
Sevdiği oyuncağı
Tulum, pijama
T-shirt, eşofman
Güneşten koruyucu losyon-Güneş sonrası krem
Şapka
Çorap
Diş fırçası ve diş macunu
Deodorant
Oksijenli su-Amonyak
Havlu
Yara bandı
Çocuklar için ağrı kesici, şurup
Tatile Çıkarken Okul Öncesi Çocuklar için
Bu yaştaki çocukların harekete ihtiyaçları vardır ve uzun yolculuklarda arasıra durup kısa yürüyüş yapılmalıdır. Ayrıca çocukların uzun yola dayanabilmeleri için onlara oyuncaklarla dolu bir çanta hazırlanmalıdır.
Parmaklarınıza geçirerek hareket ettirebileceğiniz kukla
Boyama kitabı ve boyama kalemleri
Masal kitabı
Bir sürü boş kağıt
Walkman
Sevdiği kasetler
Oyuncak ayısı ya da en sevdiği arabası, bebeği
İskambil kağıdı
Oyun hamuru
Diş fırçası ve diş macunu
Deodorant
Tulum, pijama
T-shirt, eşofman
Güneşten koruyucu losyon-Güneş sonrası krem
Pudra
Şapka
Çorap
Gaz ilacı
Oksijenli su-Amonyak
Havlu
Simit-Kolluk
Yara bandı
Çocuklar için ağrı kesici, şurup
Tatil sonrası cilt bakımı
Bronz bir tene kavuşabilirsiniz ama güneşe çıktıktan sonra cildiniz kurur, bazı bölgelerde damar genişlemeleri olur ve kırışıklıklar meydana gelir. Bu sorunlarla baş etmek için bazen cerrahi müdahale bile gerekebilir
Cildiniz yazın güneşin olumsuz etkileri nedeniyle yıprandı, değil mi? Maalesef güneş yararının yanı sıra lekelerden benlere, damar genişlemelerinden kırışıklığa kadar pek çok soruna yol açar. Güneşin zararlarına karşı yapabileceklerinizi Dermataloglar şöyle açıklıyor:
CİLTTE KURULUK
Tedavisi: Cilt kuruluğunun tedavisinde en çok nemlendiriciler kullanılır. Düzenli nemlendirici kullanımı, kuruluk tedavisinin ana prensibini oluşturur. Nemlendiriciler, farklı mekanizmalarla etkili olur. Bu nedenle piyasada bulunan ürünler üç ana gruba ayrılır:
1) Kapatıcılar ve örtücüler: Bu ürünler esas olarak cildin en üst tabakasını örterek, ciltten buharlaşma yoluyla gerçekleşen su kaybını önler. Sadece ciltte bulundukları zaman etki gösterir. Ciltten temizlendiklerinde deride oluşan su kaybı eski seviyesine döner.
2) Su tutucular: Bu maddeler çevreden su çekerek derinin nemlenmesine yardımcı olur. Ancak düşük nemli ortamlarda, cildin alt tabakalarından su çekerek kuruluğunu artırabilir. Bu nedenle tek başlarına uygulanmayıp, daha çok banyodan hemen sonra ve kapatıcılarla kombine kullanılabilir.
3) Yumuşatıcılar: Bu ürünler daha çok cildi düzgün ve yumuşak tutmak amacıyla kozmetikler içerisine ilave edilir. Cilt hücreleri arasındaki boşlukları dolduruyorlar. Ciltte pürüzsüz bir yüzey oluştururlar.
GÜNEŞ LEKELERİ
Tedavisi: Deriyi soyucu ajanlar, renk açıcılar, dondurma tedavisi (kriyoterapi) ve lazer tedavileri kullanılan yöntemleri oluşturur. Dondurma tedavisi sonrasında yüzde 50′den fazla hastada tedavi alanlarında 6 ay kadar beyaz lekelenme gözlenebilir. Deriyi soyucu yöntemlerle bu risk çok daha az oranda gelişir.
MELAZMA
Alında, yanaklarda ve daha az oranda bıyık bölgesi ile çenede kahverengi yama tarzında lekelenmelerdir. Gebelik maskesi esas olarak hamilelerde, doğum kontrol hapı kullanan genç kadınlarda sık gözlenen bir sorun. Bazı yumurtalık hastalıkları ya da endokrinolojik hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Erkeklerde de görülebilen melazmadan en çok; ultraviyole radyasyonu ve östrojen sorumludur.
Tedavisi: Esmerlerde tedaviye yanıt daha geç ve daha zor oluyor. Tedavide; en sık renk açıcı hidrokinon, kojik asit, azeleik asit, vitamin C gibi kremler, retinoik asit, salisilik asit ve AHA gibi hem renk açıcı hem de soyucu etki gösteren kremler ile poliklinik koşullarında peeling ya da soyma işlemleri uygulanır.
KIRIŞIKLIKLAR
Tedavisi: Güneşe fazla maruz kalınması sonucunda gelişen foto yaşlanma için her geçen gün yeni tedavi yöntemleri geliştiriliyor. Günümüzde, cerrahi yöntemler dışında, A vitamini türevi ve diğer antioksidan kremler, orta ve derin olarak gerçekleştirilen peeling yani soyma işlemleri uygulanıyor. Bunların yanı sıra botilinum toksini enjeksiyonları, sentetik, semisentetik ve otolog yağ, fibroblast ve kollajen içerikli dermal dolgu maddeleri enjeksiyonları en sık kullanılan yöntemlerdir.
DAMAR GENİŞLEMELERİ
Güneş hasarının bir sonucu olarak gelişirler. Ayrıca aşırı soğuk ve rüzgara maruz kalan kişilerde de ortaya çıkar.
Tedavisi: Kozmetikler: Yeşil baz içeren kozmetik kapatıcı ürünlerdir.
Destrüktif veya harap edici yöntemler: Genişlemiş damarın yok edilmesi hedeflenir. Uygulamada elektrokoterizasyon, kriyoterapi ya da lazer seçenekleri bulunuyor.
Elektokoterizasyon: Anestezi gerektirmeyen, uygulaması kolay bir yöntem. İnce bir epilasyon iğnesi yardımıyla, genişlemiş damar merkezine uygulanan elektrik akımıyla genişleyen damar harap ediliyor. Bu yöntem ile sorun yineleyebiliyor ve yeni damar gelişimi görülebiliyor.
Kriyoterapi: Sıvı azot kullanılarak, püskürtme yöntemiyle veya bir pamuk uç dokundurularak yapılan; dokunun dondurularak harap edilmesi esasına dayanıyor. Sonrasında deride soluk renkli iz oluşabiliyor.
Lazer: Yeni geliştirilmiş, küçük dalga boylu, fazla derine inmeyen lazer yüzeysel damarlanmaların tedavisinde kullanılır.
BENLER
Tedavisi: Benler için herhangi bir krem veya ilaç tedavisi bulunmuyor. Cerrahi yöntemle çıkarılabilen benlerin oluşumunu engellemenin ilk yolu güneşten koruyucu krem kullanmak ve herhangi bir değişim göstermeleri durumunda mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmak olmalıdır. Et benleri, poliklinik şartlarında; genel anestezi gerektirmeden yakılarak, dondurularak veya sadece kesilerek tedavi edilir.
6 Ağustos 2007 Pazartesi
Yüzme havuzları ve denizden bulaşabilen hastalıklar
Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için önerilen sporların başta gelenlerinden biri yüzmedir. Yüzmek için ise deniz, göl gibi doğal bir su kaynağı ya da yapay bir yüzme havuzu gerekir.
Yüzme havuzları bir çok kişinin ortak kullanım alanı olarak birçok sağlık problemine yol açabilirler. İnsan çıkartıları ile kirlenen ve uygun dezenfeksiyonu yapılmayan havuzlar aracılığıyla pek çok hastalık bulaşabilir. Yeterince temiz olmayan havuz ve deniz suyu ile bulaşabilecek hastalıklar; mide-barsak enfeksiyonları, üst solunum yolu enfeksiyonları, kulak, göz ve cilt enfeksiyonlarıdır.
Bunlardan özellikle tifo, hepatit A ve E, ishal, kanama ve sarılıkla seyreden leptospira ile weil hastalığı daha ağır hastalıklardır. Özellikle çocukluk çağında ağız yoluyla bulaşan hepatit A, bu suların dışkıyla kirlenmesi sonucu aşılı olmayan insanları enfekte eder.
Yüzme mevsimiyle birlikte denize ve havuza dalışlar sinüzit olgularının sayısında artışa neden olmaktadır. Hijyenik olmayan yüzme havuzları ve plajlar özellikle bayanlarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Bu durumun belirtileri; sık idrara çıkma, idrarda yanma ve sızlama, bazen kasıklara ve bele vuran ağrılar olabilir. Kontrol edilmeyen hastalarda yüksek ateş ve titremeler ortaya çıkabilir.
Hangi önlemler alınmalıdır?
• Kanalizasyon karışan alanlara yakın bölgelerde ve şiddetli yağmurlar sonrasında denize kesinlikle girilmemelidir.
• Durgun ve kirli sularda, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümde olan denizde yüzülmemelidir.
• Havuz ve deniz suyunu mümkünse yutmamak gerekir (suya atlarken burun kapatılmalıdır)
• Ciltte sıyrık ve kesik alanları varsa, yüzme sonrasında temiz su ve sabunla cilt temizlenmelidir.
• Kulak enfeksiyonlarını önlemek için kulak tıkaçları kullanılmalıdır,
• Göz enfeksiyonlarını önlemek için gözlük veya maske kullanılmalıdır,
• Gelişebilecek ishal, solunum sistemi, cilt, kulak ve göz enfeksiyonlarında mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurmak önerilir.
Havuzların klorlanması çözüm mü?
Havuzların iyi klorlanması enfeksiyon hastalıklarına karşı etkili bir çözüm olurken kendi yarattıkları problemlerle bizleri başbaşa bırakır.
Tahrişe bağlı olarak gözde kızarıklık ve cilt lezyonları sık olarak gözükürler. Havuz suyu içindeki klor vajinda normalde bulunan ve ortamın asidik olmasını sağlayan yararlı bakterilerin de fonksiyonlarını yitirmelerine neden olur. Bunun sonucunda kadının genital bölgesinde normalde bulunan mantarlar aktif hale gelerek enfeksiyona neden olabilirler. Havuzdan sonra ortaya çıkan mantar enfeksiyonu başka birisinden ya da havuzdan bulaşan mantarlara değil kadının kendi vücudunda bulunan mantar sporlarının aktif hale gelmesine bağlıdır. Genital bölgenin nemli kalması da mantar için uygun zemin hazırlar. Islak mayo ile oturmak en sık yapılan yanlışlardan birisidir. Eğer gerekirse genital bölge saç kurutma makinesi ile kurutulabilir.
Havuzların ortak kullanıma açık tuvaletlerinde de dikkatli olmak, iç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak ve temiz olduğundan emin olunmayan havuzlara ve denize girmemek tatilin güzelliğini bozmamak için dikkat edilmesi gereken unsurlardır.
Seyahat hastalığı
Turistlerde en çok görülen hastalık olan Turist İshali, yapılan yolculukların konforunu epeyce kaçırmaktadır. Hastalığın görülme oranı; Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'ya gidenlerde %10'dan az, Güney Avrupa (Türkiye dahil) ve uzak doğu adalarında %10-30 ve dünyanın geri kalanında %30'dan çoktur. Hastalığın ana kaynağı iyi yıkanmamış ya da kirli sularla yıkanmış açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmesi. Yolcular için mikroplu sular ve yemekler ile ilgili en önemli sağlık problemi, birçok bulaşma ajanı tarafından kaynaklanabilen "turist ishali"dir. Turist İshali, yolcuların en çok karşılaştığı sağlık problemidir ve riskli yerlere giden yolcuların yaklaşık %80'ini etkiler. Kısa bir ishal nöbeti bile bir tatili mahvedebilir veya bir iş gezisini bozabilir. Mide bulantısı, kusma ve ateş, ishale eşlik edebilir. Yolcu ishali birincil olarak mikroplu yemek, içecek ve sudan geçer. Bu vakalardaki mikrop geçmesi patojen mikroorganizmaların varlığı sebebiyledir. Birçok farklı bakteri, virüsler ve bazı parazit ve mantar hastalığı yolcu ishaline neden olabilir. Tedavi olarak yapılması gereken şey, kaybedilen sıvının yerine konması olacaktır. Sıvı kaybı az ise ağız yolu ile çok ise damar yolu ile kayıp yerine konmalıdır. Nasıl Korunmalı? |
Denizde kramp girerse ne yapılmalı?
Kaslarımız yürüme, koşma gibi her türlü hareketi yapabilmesi için, iskelet sistemine en çok yardımcı olan, en önemli hareket sistemi organlarıdır. Vücudumuzun her yanı kaslarla kaplıdır. Kaslarımızın bazıları bizim isteğimiz ile çalışırken, bazıları ise bizim isteğimiz dışında çalışırlar. Bazen bir, bazen birden fazla kas demetinde birden görülebilen, kısa, bazı durumlarda 5-10 dakikaya varan istemsiz kasılmalara kramp ismi verilir. Kas krampları genellikle yoğun egzersizler ve dinlenme pozisyonlarında ortaya çıkar.
Kas krampları; ani başlayan ve kişiye oldukça fazla acı veren kas kasılmalardır. Kramp giren uzvumuz oldukça gergin ve dokunmaya karşı bile aşırı duyarlıdır. Kramplar yoğun egzersiz esnasında veya sonrasında meydana gelebileceği gibi şeker hastaları, böbrek hastaları, kalp damar hastalığı olanlar ve gebeler de sıklıkla kramplardan şikayetçidir. Böbrek hastalarının krampları diğerlerine göre daha şiddetli olabilir. Kas kramplarında mineraller önemli yer teşkil eder. Magnezyum, potasyum ve kalsiyum eksiklikleri kramplara zemin hazırlar. Kas krampları en çok kaval kemiğinin arkasında bulunan kaslarda meydana gelir. Rahatsızlık verici bir durum olan kramplar bazı durumlarda tehlikeli de olabilir. Özellikle yüzerken, su içerisinde meydana gelen kramplar, kişinin hareketlerinin kısıtlanması nedeniyle boğulmalara neden olabilir.
Kramplarda Neler Yapılabilir?
Eğer deniz ya da havuzda kramp girmiş ise yapılması gereken tek şey sakin olup, karaya doğru sırtüstü, kendinizi yormadan yüzmektir. Panik yapmanız en çok kendinize zarar verir. Eğer suyun içinde yanınızdaki kişiye kramp girdi ise siz suyun içinde arkadaşınızın bacağını ovalayarak ya da hafif vuruşlar yaparak rahatlatmaya çalışabilirsiniz. Krampların, kişiyi normalden daha fazla yorgun düşüreceği unutulmamalıdır. Bu nedenle krampta azalma olmuyorsa vakit kaybetmeden sırt üstü yüzerek karaya ulaşmaya çalışmak, yapılacak en doğru hareket olacaktır. Kas krampı geçiren birine yapılabilecek en iyi yardım, öncelikle yardım eden kişinin sakin olmasıdır. Gerilen kasları nedeniyle dokunmaya karşı bile aşırı duyarlı olan kişiye nazik ve sabırlı davranmak çok önemlidir. Bacağına kramp giren kişiye yardımcı olabileceğinizi söyleyin ve rahatlamasına yardımcı olun. Kıyıya ulaştığınızda hastayı düz bir zemine yatırın. Bir elinizle kramp girmiş ayağı diğer elinizle hastanın baldırını sıkıca kavrayın. Kramp giren ayağı yavaşça eski haline getirmeye çalışırken (yukarı doğru kaldırırken ) baldırına da hafifçe baskı uygulayın. Bu sayede bacak ile ayak arasında 90 derecelik bir açı oluşturmuş olacaksınız. Bir süre bu pozisyonda durduktan sonra hastanın ayağını ileri ve geriye yavaşça hareket ettirerek krampın azalmasına yardımcı olun.
Eğer sizin bacağınıza kramp girdi ise ve size yardım edecek biri yoksa ayağa kalkıp, ellerinizi sert bir yere dayayın. Kramp giren bacağınızı bükmeden geriye doğru kaldırabildiğiniz kadar kaldırın. Bir süre bacağınızı bu şekilde hareket ettirin. Diğer bacağınız ile de yaylanma hareketi yaparak kramp girmiş bacağınıza yardımcı olabilirsiniz.
Krampları önlemek için nelere dikkat etmeli?
Uyku dengesizliği, hava değişimi, stres, yorgunluk gibi faktörler, krampın ortaya çıkmasındaki en temel nedenlerdir. Kramplardan uzak durmak için aşırı sıcak günlerde sıvı tüketimimize önem vermeliyiz. Yaz günlerinde normalden daha hızlı sıvı kaybedeceğinizden, bu dönemlerde daha fazla su, ayran ve meyve suyu tüketilmelidir. Asla alkol alarak denize girmeyiniz. Alkol kramp riskini daha da artıracaktır. Tek başınıza kimseye haber vermeden denizde açılmayınız. Vücutta kramp giren bölgeye, pek çok kişinin uyguladığı germe veya iğne batırma, kıl çekme gibi yöntemler ise uzmanlar tarafından önerilmemektedir.
Tatile Çıkmanın Dokuz Faydası
Yorgunsunuz ve sabah zorla kalktınız. İşiniz, hobileriniz ve sosyal yaşantınızla ilgili heyecanınızı yitiriyorsunuz. Tatil yapmak üzere biraz zamanınız var fakat elinizdeki para yeterli değil, bu durumda girişiminizin yerinde olup olmayacağını merak ediyorsunuz. Bütçeyle ağır programlar arasında, zaman yaratmak ve seyahat planı yapmak oldukça zordur. Fakat kısa bir süre için de olsa kendinizi iyi hissetmenizi sağlayabilir. Seyahat için gerçekten zaman ayıramayabilirsiniz.
Seyahatinizde en iyisini yapmak
Eğer bir iş seyahatine çıkma teklifi alırsanız, kabul edin. Bu, deneyim edinmenizi ve deneyimlerinizden yararlanmanızı sağlayacaktır.
Eğer keyifli vakit geçirmek adına plan yapıyorsanız, doğru seyahat rehberini seçtiğinizden emin olun.
Bazen yapılması gereken tek başına olmaktır. Bu durum, tercih ettiğiniz her şeyi yapabilmek adına size tanıdığı özgürlükle, yeni insanlarla tanışıp iletişim kurmanız için baskı yapacaktır. Elbette çıkacağınız seyahatin türü de büyük farklılıklar yaratacaktır.
İster iş ister keyif tatili olsun, tatil bedeniniz ve zihniniz için büyük kazanç getirecektir. Burada tatilin getireceği faydalardan bazıları verilmiştir.
1- Stresiniz azalacak
Tatil rahatlamanız ve stresten uzaklaşmanız için size şans verir. Eğer iş seyahatiniz sizi saatlerce bir konferansta kalmaya zorluyorsa, başka bir şehir yada ülkede olduğunuzu düşünün. Seyahat stresli olabilir fakat bu stres pozitif strestir ve stresteki azalma daima sağlıklıdır.
2- Monotonluktan uzaklaşacaksınız
"Bir değişiklik yapmak en az dinlenmek kadar iyidir." Herhangi bir seyahat, sizi günlük yaşantınızdan uzaklaştıracak ve yalnız kalmak enerji verecektir. Ayrıca bedeninizin ve zihninizin durgunlaşmasını önleyecektir.
3- Dışarı çıkacaksınız
Seyahate çıktığınız zaman ofis dışında olmanın rahatlığını yaşayacaksınız. Bunun anlamı temiz hava alacak, dışarıda olmanın verdiği keyfi yaşayacaksınız. Aynı zamanda güneşten yararlanacaksınız fakat zararlı etkilerinden korunmak amacıyla önlem almanız gerekecek.
4- Aktif olacaksınız
Tatil ilave aktiviteler içerir. Belki de planlarınız arasında rafting, yürüyüş yada voleybol vardır. Zamanınızın tümünü evde dinlenerek geçirmek isteseniz de normal yaşantınızın dışına çıkmak için yürüyüş yapmanın da iyi geleceğini göreceksiniz.
5- Yemek yemekten keyif alacaksınız
Muhtemelen sushi, moussaka ya da couscous gibi farklı yiyecekler deneyeceksiniz. Porsiyonlarınızı dikkate almayacaksınız fakat midenizin hassasiyetini de göz ardı etmemelisiniz.
6- Tutumunuz değişecek
Plan yapmak eğlencenin bir parçasıdır. Seyahat etmek size, farklı kültürler ve yaşam biçimlerini değerlendirme şansı tanır. Ayrıca yaşadığınız şehre farklı bir açıdan bakmanızı sağlar.
7- İnsanlarla tanışacaksınız
Seyahat etmek dünyanın birçok yerinden gelen insanlarla tanışmanıza olanak tanır. Sosyalleşmek en iyi terapidir ve diğer kültürleri öğrenmenize yardımcı olur.
8- Unutulmaz deneyimler edineceksiniz
Eğer tercihinizle ilgili, hedeflediğiniz her yere gitmek istiyorsanız çok geç olmadan yerine getirmelisiniz. Eğer Avustralya ya gitmeyi hayal ediyorsanız, şimdi tam zamanı olabilir.
9- Partnerinizle tekrar görüşeceksiniz
Tatil partnerinizle kaliteli vakit geçirmenizi sağlar.
Seyahat Fobisinin Semptomları
Seyahat fobisi yaşayan kişi aslında gerçek bir tehlike çermeyen bir şeyden korkmaktır. Aslında bu fobiyie aşayanlar korkularının mantıksız olduğunu bilirler ama bu gerçekle yüzleşmeden yoğun bir anksiyete veya panik atakla karşılaşırlar.
Ama bu fobi tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Bir fobi hayatınızı cehenneme çevirebilir ama onu yendiğinizde kendinizi gerçekten çok güçlü hissedersiniz.
Eski korkularınızdan söz ederken sanki bir film anlatıyormuşsunuz gibi olursunuz. Korkular geride kalmıştır ve o fobiyi yaşayan sanki siz değil bir başkasıymış gibi kendinizi rahat hissedebilirsiniz.
Bu nedenle fobilerinizin, özellikle de seyahat fobisinin kendiniz için bir kader olduğunu asla düşünmeyin.
Günümüzde tıp uzmanları farklı yöntemlerle seyahat fobisini tedavi etmeyi başarıyorlar. Bu yöntemler arasında hipnoterapi, NLP, enerji psikolojisi gibi yöntemler hemen dikkatimizi çekiyor.
Güvenli bir seyahat için öneriler
Güvenli bir seyahat için bilmeniz ve yapmanız gerekenler:-Gideceğiniz yerle ilgili araştırma yapın. Ne kadar çok okur, dinler ve bilirseniz o kadar güvende olursunuz.
-Seyahat belgelerinizi ve evraklarınızı yedekleyin: Pasaport, bilet, sigorta kartı gibi önemli belgelerinizin fotokopisini, hatta mümkünse dijital kamerayla fotoğraflarını çekin ve her yerden ulaşabileceğiniz hotmail veya yahoo uzantılı elektronik posta adresinize yollayın.
-Mütevazı giyinin. Üzerinde marka, Amerika bayrağı gibi tepki çekebilecek resimler olan ve kamuflaj desenli kıyafetlerinizi evde bırakın.
-En iyi savunma kendinize güvenli gözükmektir.
-Hastalandığınızda bol miktarda su ve gazsız içecek için ve güneşe çıkmayın. Şikayetleriniz devam ederse mutlaka bir doktora danışın.
-Suyu sadece kapalı şişelerde satın alın ve içmeden evvel önceden açılmamış olduğundan emin olun.
-Kulağınızda walkman veya discman’le dolaşmayın. Çoğunlukla alnınıza “soyulmak istiyorum” yazmakla eşdeğerdir.
-İçgüdülerinize güvenin. Eğer bir ortamda rahatsız veya huzursuzsanız, başınıza gelecekleri beklemeden gidin.
-Ailenizle kontak halinde olun ama belirli bir gün veya saatte arayacağınıza dair söz vermeyin. Unuttuğunuzda veya uyuyakaldığınızda gereksiz yere endişelenmelerine sebep olursunuz.
-Çantanızdan diş ipini eksik etmeyin. Gerektiğinde iki sıra yapıp çamaşır askısı olarak, dikiş ipliği yerine veya ufak tamiratlar için kullanabilirsiniz. Hatta arada dişlerinizi temizlemenize bile yardımcı olur!
Tatil depresyonundan kurtulmanın yolları
Herkesin bu depresyonu farklı yaşayacağını ifade eden uzmanlar, işine bağlı olanlar için çok şiddetli bir depresyonun söz konusu olmadığını, tatil öncesi de işle ilgili bir takım problemler yaşayan insanların bu ortamdan uzaklaştığı için sorunları kısa süreli de olsa unuttuğunu kaydetti. Sıkıntı yaratan olayların üzerine gidilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, depresyonu yenilgi olarak görmemek gerektiğini, bu durum kişi için var olan sorunları sorgulama açısından bir fırsat olabildiğini dile getiriyor.
Uzmanlar, depresyonla ilgili olarak önemli tavsiyelerde bulundu. Bu tavsiyeler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
* Eğer patronunuzla aranızda bir problem varsa konuşarak meseleyi halletmeye çalışın. İşinizi sevmiyorsanız ya başka bir iş yapmaya çalışın ya da işinizin güzel yönlerini görüp alışmaya çalışın. Kendinizi yıpratmayın.
* Bazı ev hanımları tatilde çok hoşlandığı şeyler yaptığı için tekrar rutin hayatına döndüğü zaman sıkıntı yaşayabilir. Bu durumdan kurtulmak için günlük rutin işlerinin arasına kendisini rahatlatıcı şeyler koyabilir.
* Depresyonun bir nedeni de planlanıldığı gibi geçmeyen tatiller. Kişide zamanının boşa geçtiği hissini veriyor. Bu durumda en yakın hafta sonu tatili titiz bir şekilde planlanmalı.
* Tatillerde sadece başkalarının istediği işleri yapmayın. Kendisini rahatlatmayan insanın çevredeki insanlara yararı olmaz.
* Bazı insanlar tatil haklarının hepsini aynı zamanda kullanıyor. İnsan bir robot değil.
* Rahatlamaya ihtiyacı var. Çalışanlar tatil haklarını sene içine böldüğü zaman ruh sağlığı açısından daha iyi olur.
Tatil dönüşü aracınızın bakımı
Ve işte tatil dönüşü; eve doğru yolculuk sizleri bekliyor. Bu uzun yolculuk sonrasında aracınızın belli başlı parçalarının bakım görmesi veya değiştirilmesi gerekir. Bu tür bakımlar sürüş güvenliği açısından büyük önem taşırken aracınızın ömrü için de çok önemlidir.Tatilde yeme-içme rehberi
Yiyecek temini ve su kaynakları yolcular için tatilde gereksim duydukları vazgeçilmez unsulardır. Asıl problem temiz olmayan içinde parazit, bakteri ve virüs gibi mikrobik canlılar barındıran su kaynakları ile yıkanmamış sebze ve meyveler yolcular için hastalık kaynağı olmasıdır. •Mikroplu olma olasılığı bulunan yemek ve içecekler tüketilmemelidir.
•Ambalajlı olarak satılan tüm gıdaların son kullanma tarihlerine dikkat ediniz.
•Tamamen pişmiş olan ve hala sıcak olan yemekleri tercih etmeli,
•Birkaç saattir oda sıcaklığında bulunan pişmiş yiyecekleri yememeli,
•Pastörize olmayan (çiğ ) sütleri içmeden önce kaynatmalı,
•Güvenliğinden şüpheli olduğunuz içme sularını kaynatınız; kaynatmak mümkün değilse, onaylı ve iyi bakımlı bir filtre ve/veya bir dezenfektan ajan kullanılabilir.
•Güvenli bir sudan olmayan buzla kullanmamalı.
•Güvenli olmayan su ile dişler fırçalamamalı
•Şişedeki veya paketteki soğuk içecekler, kapalı olduğu müddetçe güvenlidir; sıcak içeceklerde genellikle güvenlidir.
•Sokak satıcılarından yemek almaktan kaçınılmalı.
•Sokak satıcıları gibi güvenilir olmayan yerlerden dondurma alınmamalıdır.
•Şişeden su içilirken dikkat edilmeli şişe kapağı ve ağzı iyice temizlenmeli gerekirse içecek kamış yardımı ile içilmelidir.
Keyifli bir tatil için hazırlık şart
Tatil; keyif, eğlence, dinlenme demek… Ancak, küçük ihmaller büyük hayallerle çıkılan tatilleri işkenceye çevirebilir. Yola çıkmadan önce yapacağınız hazırlıklar ve alacağınız bazı önlemlerle, tatilinizi sorunsuz yaşayıp, unutulmaz kılabilirsiniz….Uçağa binecekseniz bilmeniz gerekenler “Check-in” sırasında oturduğunuz koltuğun uçaktaki konumunu öğrenin. Gittiğiniz havayollarının “Free” numarasını veya gittiğiniz şehirdeki ofis numaralarını öğrenin. Biletinizde yapabileceğiniz tarih ve saat değişikliği koşullarını önceden öğrenin. Aktarmalı uçuşlarınızda, aktarma noktalarında genellikle hızlı hareket etmeniz gerekir. Bazı havaalanlarında farklı terminallerden aktarma yapılabiliyor. Her havayolu şirketinin geciken bavulları teslim koşulları farklı olabilir. Eğer aktarmalı uçuyorsanız ve aktarma noktasında da konaklayacaksanız, bagaj sorunu yaşamamak için “check-in” sırasında yetkiliyi uyarın. Her bir havayolu şirketinin kaybolan ve geciken valizler için farklı teslim koşulları olabilir. Yaşayabileceğiniz bu riske karşı, bavullarınız otelinize mi teslim ediliyor, yoksa siz mi havayolundan teslim alacaksınız, mutlaka öğrenin. Bir şehirde birden fazla havaalanı olabiliyor. Uçuşun hangi havalimanından olduğunu öğrenin. Bavulunuzu tanıyabilmek için etiket yapıştırın. Uçuş sırasında kulaklarınız tıkanıyorsa, sakız çiğneyin veya burun deliklerinizi tıkayarak nefes vermeye gayret edin. Yurtdışı çıkış harç pulunuz için gereken ücreti yanınızda bulundurun. Yolculuk yaptığınız havayolu şirketinin, maksimum bagaj adet ve ağırlık bilgilerini mutlaka önceden öğrenin. Bagajlarınız kaybolabilir veya hasar görebilir. Havayolları yetkilisine giderek mutlaka rapor tutturun. Zararınızı havayolu şirketi karşılayacaktır. Gideceğiniz ülkeye aldığınız vizenin süresinin bitip bitmediğini kontrol edin. Bazen vizenin süresi uzun, fakat tek girişli olabiliyor. Seyahatten önce seyahat sigortası yaptırın. Girişte verilen “Immigration” kartını saklayın. Ülkeye girerken dolduracağınız formdaki sorulara doğru yanıtlar verin. Ülkede karşılaştığınız herhangi bir sorunda vermiş olduğunuz yanıt doğru değilse, sorun çıkabilir. Dikkat edilmesi gerekenler Pasaport, bilet ve ehliyet fotokopilerini yanınızda bulundurun. Sigorta belgelerinizi ve yurtdışındaki telefon numaralarını yanınıza alın. Otel rezervasyonu teyid belgesini (Voucher) yanınıza alın. Giriş yapacağınız ülkenin gümrük kurallarını ihlal edecek materyaller taşımayın. Örneğin; tohum, bitki, çerez, gıda maddesi, yanıcı ya da patlayıcı madde, kesici cisimleri yanınıza almayın. Yanınızda götürmek istediğiniz kesici cisimler varsa, el çantanızda değil, “check-in”e verdiğiniz bavulunuzda taşıyın. Gittiğiniz ülke ile saat farkınızı öğrenin. Size gerekebilecek ilaçları yanınıza alın. Devamlı kullandığınız ilaçlar varsa, bavula değil, el çantanıza koyun. Yolculuğunuzu gerçekleştireceğiniz ülkenin hava koşullarını öğrenin. Alışveriş yaparken gittiğiniz ülkenin TL’ye karşı değer oranını öğrenin ve yanınızda mutlaka küçük bir hesap makinesi bulundurun. Valizinize mutlaka kilit takın, etiket yapıştırın. Gittiğiniz ülkenin bozuk parasından bir miktar hazır bulundurun. Bu bozuk paraları taksi için veya bagaj taşırken kullanabilirsiniz. Kredi kartları için acil durum telefonlarını alın. Acil durumda ulaşılmasını istediğiniz yakınlarınızın temas bilgilerini cüzdanınızda bulundurun. Gittiğiniz ülkelerde telefon hattınızın ve telefonunuzun geçerli olup olmadığını kontrol edin. Sağlık sorunlarınız varsa, bu sorunları anlatan bir kartın yanınızda bulunmasına dikkat edin. Ayrıca kan grubunuzu da bu karta yazın. Sokak ortasında el-kol hareketleri yaparken dikkatli olun. Yanlış anlamalara neden olabilirsiniz. Örneğin birçok Ortadoğu ülkesinde yumruğun havaya kalkması müstehcen bir hareket olarak algılanıyor. Yabancı bir ülkede memurların, güvenlik görevlilerinin ve din adamlarının fotoğraflarını izin almadan kesinlikle çekmeyin. Gittiğiniz ülkenin ana dilinde birkaç soru sormayı öğrenin. Taksiye binmeden önce, şoförle mutlaka pazarlık yapın, ne ödeyeceğinizi önceden bilin. Cüzdanınızı arka cebinizde taşımayın. Ülkeyi terk etmeden önce cebinizde kalan paraları Dolar veya Euro’ya çevirtin. Uzun uçuşlarda vücudunuzun su kaybını engellemek için, alkol miktarını azaltıp onun yerine bol bol su için. Yanınızda otelin bir kartını mutlaka bulundurun. Kaybolduğunuz zaman o kartı göstereceğiniz şoför, sizi otelinize geri getirecektir. Gittiğiniz yerde pasaportunuzu zorunlu olmadıkça yanınıza almayın. Otel odasında kasa varsa kasaya, yoksa bavulunuza kilitleyin. Gittiğiniz ülkede suların temiz olmadığından şüpheleniyorsanız, buz kullanmayın. Alışverişe çıkmadan önce bulunduğunuz ülkenin beden ve ayakkabı numaralarını öğrenin. Soyulma ihtimaline karşı, yanınızda içinde az miktarda para olan ikinci bir cüzdan bulundurun. Bulunduğunuz kentin yasak bölgelerini mutlaka öğrenin ve oralara yaklaşmamaya dikkat edin. Gittiğiniz ülkede farklı voltaj kullanılıyor olabilir. Yanınıza buna göre bir adaptör alın. |
Uçak yolculuğunda yanınıza almamanız gerekenler
Uçak bagajlarında (yanınıza aldıklarınızı değil içeriye verdiğiniz bagajı kastediyoruz) taşıyabileceğiniz eşyalarda sınırlamalar getirilmiştir. Gerçi uçak biletinizde de yer alan bu bilgiler çok genel ve tüm firmalar için aynıdır ancak uçak biletinizi aldığınızda tekrar kontrol etmenizde fayda vardır. - Sıkıştırılmış gazların tamamı yanıcı, yanmaz veya zehirli olup olmamasına bakılıp bakılmaksızın bavulunuzda taşınamaz. - Her tür patlayıcı madde, cephane, havai fişek, işaret fişekleri, ateşli silahlar bavulunuzda taşınamaz.
Yukarıda yazılanlar genellikle biletlerinizin de arkasında yazan uçak bagajlarına alınması sakıncalı maddelerdir. Hatta bir kısmı günlük hayatta normalde de taşınmayan maddelerdir. Bunun dışında tavsiyelerimiz; - İlaçlarınızı (aspirin, vitaminler ve sakarin tarzı tatlandırıcılarla basit ağrı kesici tarzı ilaçlar hariç) reçeteleriyle birlikte almanızda fayda var. Olmaz ancak gümrük giriş çıkışlarında satılan adı çok bilinmeyen ilaçlarınız varsa başınız ağrımaz. |
Tatil; keyif, eğlence, dinlenme demek… Ancak, küçük ihmaller büyük hayallerle çıkılan tatilleri işkenceye çevirebilir. Yola çıkmadan önce yapacağınız hazırlıklar ve alacağınız bazı önlemlerle, tatilinizi sorunsuz yaşayıp, unutulmaz kılabilirsiniz….
BAGAJINIZDA BULUNMASIN!