6 Ağustos 2008 Çarşamba
Tatilde havuz ve denizde hastalık kapmayın
Havuzların çeşitli kimyasal temizleyiciler kullanılarak arındırılmaya çalışıldığını ifade eden Başak, iyi bakım yapılmayan havuzlarda, mantar ve diğer mikro organizmaların yetişebildiğini hatırlattı.
Bu mantar ve mikro organizmaların kolayca dış kulak yoluyla orta kulakta enfeksiyonlara neden olabildiğini açıklayan Başak, şöyle konuştu:
“Temiz olduğundan emin olmadığımız havuz ve denizlere mümkün olduğunca girilmemelidir. Giriliyorsa da kafanın suya sokulmaması gerekiyor. Eğer mevcut ya da geçirilmiş bir kulak problemi varsa, mutlaka kulak sudan korunmalıdır. Eğer bir deniz veya havuz sonrası kulakta bir rahatsızlık hissediliyorsa, yolgunluk, hafif ağrı veya işitme ile ilgili bir problem varsa, mutlaka bir uzmana başvurulması gerekmektedir.”
“ÇOCUKLARIN DALMALARI ENGELLENMELİ”
Başak, özellikle çocukların dalmayı çok sevdiklerini, her dalma ve çıkma ile birlikte, suyu büyüklerden biraz daha fazla yutabildiklerinin altını çizerek, “Denizdeki su, yanlış bir hareketle kulağa kaçabiliyor. Ayrıca genzi tahriş ederek, orta kulağın havalanmasını bozabiliyor. Bunun için yaz mevsimi sırasında çocuklarda, büyüklerden biraz daha sık orta kulak problemleri görüyoruz. Onun için çocukların kulak sağlığı açısından mümkün olduğunca denize sokulmamaları ve denize giriyorlarsa da dalmalarının engellenmesi en doğru yoldur” diye konuştu.
22 Temmuz 2008 Salı
Tatilcilere ‘turist ishali’ uyarısı
Turist ishalinde, aynı gün içinde 3 ya da daha fazla sayıda sulu-şekilsiz dışkılamanın söz konusu olduğunu belirten Ertek, “Bu rahatsızlıkta hafif ateş, bulantı-kusma ve karın ağrısıyla beraber günde 4-5 kez sulu ishal görülür” diye konuştu.
ALINACAK ÖNLEMLER
Mustafa Ertek, turist ishalinden korunmak için alınacak önlemleri şöyle sıraladı:
Kişisel temizliğe dikkat edilmeli, eller her fırsatta yıkanmalı.
Açıkta satılan çiğ ya da az pişmiş gıdalar ile klorlanmamış musluk suları, kirli sulardan elde edilen buz kalıpları güvenli olmadığı için tüketilmemeli.
Kaynamış suyla hazırlanan çay-kahve gibi içecekler, kapağı açılmamış pet şişelerdeki su, kutu içinde satılan karbonatlı içecekler güvenli.
Çiğ ya da az pişmiş et ve et ürünlerinden, kremalı ve mayonezli salatalardan kaçınılmalı.
Kirli bölgelerde yakalanan ve az pişmiş deniz ürünleri yenmemeli.
İyi ambalajlanmamış, sokakta ve açıkta satılan yiyecek ve içecekler tüketilmemeli.
Sebze ve meyveler kabuğu soyulmadan çiğ olarak yenmemeli.
İyi pişmiş ve sıcak servis yapılan yiyecekler seçilmeli.
Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden uzak durulmalı.
Genel kullanıma açık tuvaletler kullanılırken dikkatli olunmalı, buraları kullananlar ellerini iyice yıkamalı.
HEKİME BAŞVURMADAN ÖNCE
Turist ishaline yakalananların hekime başvurmadan önce almaları gereken önlemler bulunduğunu kaydeden Ertek, “İshal nedeniyle vücuttan kaybedilen su ve tuzu yerine koymak için bol sıvı alınmalı ve ishal diyeti uygulanmalı” uyarısını dile getirdi.
İshal diyetinin haşlanmış patates ve püresi, yağsız makarna, pirinç pilavı, yağsız çorba, yoğurt, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte, yağsız peynir, ekmek, şeftali, muz, kabuğu soyulmuş elma gibi besinleri içermesi gerektiğini bildiren Ertek, kaynatılmış su, ayran, asidi alınmış maden suyu, şekersiz çay, şekersiz elma kompostosu gibi içeceklerin de alınabileceğini söyledi.
Vücudun kaybettiği su ve tuzun geri alınması için 1 litre kaynatıldıktan sonra soğutulmuş suya 1 çorba kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konularak hazırlanan karışımın alınmasını öneren Ertek, 2 yaşın altındakilerin bu karışımdan her sulu dışkıdan sonra yarım veya 1 çay bardağı, 2 yaşından büyüklerin ise yarım veya 1 su bardağı içmesi gerektiğini belirtti.
İshalin 24 saatten fazla sürmesi ve şiddetinde azalma olmaması, dışkıda kan-mukus görülmesi halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Ertek, hekim önerisi olmadan ishal kesici ilaç ya da antibiyotik kullanılmaması uyarısında bulundu.
7 Temmuz 2008 Pazartesi
Cilt ve saçlara acil bakım!
Güneş lekeleri, kırışıklık, güneş yanıkları, kırık, kuru ve donuk saçlar... Kavurucu sıcaklar, güneş, deniz ve havuz düzenli olarak bakım yapılmadığı takdirde cildin ve saçların yıpranmasına yol açabiliyor. Özellikle de saçların ve cildin kuruması en önemli sorunlardan biri. Ancak bu gibi sorunları ortadan kaldırmak, yıpranmış saç ve cildi tekrar eski haline dönüştürmek sanıldığı kadar zor da değil.
Burada sadece uzmanların önerilerine kulak vermeniz ve cildinize, saç tipinize uygun ürünleri düzenli olarak kullanmanız yeterli. Ancak tek bir ürünün mucizeler yaratacağına inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü güzel bir cilt ve pırıl pırıl saçlara sahip olmak için ilk önce sağlıklı yaşamak ve sağlıklı beslenmek gerekiyor. Yani güzelliğe giden yol sigaradan, alkolden, uykusuzluktan, stresten ve fast food ağırlıklı beslenmekten değil, sağlıklı bir yaşam ve beslenme tarzından geçiyor. İşte uzmanların önerileri...
“Kaybedilen nem yerine konmalı”
Dr. Figen Akın (Dermatoloji Uzmanı / Anadolu Sağlık Merkezi)
Güneşten ve denizden cildi ve saçları nasıl koruyabiliriz?
Ultraviyole, yüzde 80 oranında cildin erken yaşlanmasından sorumlu. Bundan korunmak için en az 30 koruma faktörlü güneş koruyucu kremler güneşe çıkmadan 15-20 dakika önce uygulanmalı. Krem, su ile her temas sonrası ve gün içerisinde iki-üç saatte bir yenilenmeli. Ayrıca günde en az altı-sekiz bardak su içilmeli. Yaşlanmayı önleyici A, E ve C vitaminlerinden zengin yeşil sebze ve meyveler de bol tüketilmeli. Güneş ışığından doğal koruyucu özelliği olan ve özellikle havuçta bulunan karoten, saç için de özellikle karaciğerde bulunan biotin vitamini tüketiminin artırılması da önemli.
Yazın özellikle hangi faktörler cilt ve saç sağlığını bozar?
Cildi ve saçı bozan en önemli etken güneş ışığı. Güneş ışığı ile doğrudan temas saç ve derinin temel hücreleri olan “keratinositler”in ölümüne, kollajenin parçalanmasına yol açar. Sonuç olarak ciltte lekelenmeler, kırışıklıklar oluşur, cilt erken yaşlanır. Deniz ve havuz suyu ile uzun süreli temas ise deriden su kaybına neden olarak cildi ve saçı kurutur. Ayrıca havuz suyunda bulunan klor, saç ve ciltteki kuruluğu artırıyor.
Yıpranmış saç ve cilt nasıl olur?
Yıpranmış olan cilt esnekliğini ve parlak görünümünü kaybeder. Çünkü güneş ışığı cildin esnekliğini veren kollajeni parçalar. Ciltte güneş ışığına bağlı olarak kahverengi lekelenmeler dudak üzeri, göz çevresi gibi cildin ince ve hassas olduğu alanlarda ince çizgilenmeler oluşur. Lekelerin üzerinde bazı deri kanserleri de meydana gelebiliyor.
Ayrıca güneş ışığı cildin yağlanmasına neden oluyor. Saçlarda meydana gelen yıpranma da dökülmeyi artırabiliyor, mat bir görünüm ve kırılganlıkta artış oluyor.
Yıpranmış saçlara nasıl bir bakım öneriyorsunuz?
Saçlara şampuan sonrası krem uygulanmalı. Böylece mat görünüm ortadan kalkar, saçlar kolay taranır, kırılma önlenir. Banyo sonrası ıslak saça uygulanacak silikon tarzında onarıcılar da saç gövdesinin bütünlüğünü destekliyor, parlak bir görünüm sağlayarak kırılmayı azaltıyor.
Güneş ve deniz sonrası nasıl bir cilt-vücut bakımı yapmalı?
Güneş ve deniz sonrası cildin kaybettiği su ve nem yerine konmalı. Cilde mineral içeriği yüksek tonikler ve yüksek su içeriği olan nemlendiriciler uygulanmalı. Vücuda ise banyo sonrası cildin tuttuğu suyu sabitlemek için mutlaka cildin kuruluk derecesine göre su veya yağ bazlı nemlendiriciler kullanılmalı. En önemlisi günlük su tüketimini artırmak.
Günlük ve haftalık bakım nasıl olmalı?
Cilt her gün uygun bir temizleme kremi veya jeli ile temizlenmeli, ardından mutlaka bir tonik ve nemlendirici uygulanmalı. Haftalık bakımda ise nem maskeleri veya kırışıklık önleyici antioksidan maskeler temiz cilde tercihen banyo sonrası 15-20 dakika ciltte kalacak şekilde uygulanmalı. Eğer ciltte aşırı bir hassasiyet ve kızarıklık yoksa maske öncesi cildin ölü hücre tabakasını gidermek için uygun peeling’ler uygulanabilir. Bu işlemler güneş hassasiyeti yapabileceği için akşamları uygulanmalı ve gündüz mutlaka güneş koruyucuları kullanılmalı.
“Sağlıklı cilt ve saç için A, E, C ve B vitaminleri çok önemli”
İlknur Acar (Uzman Estetisyen / Dermacare Güzellik Merkezi)
Kişiye özel ürünlerle özel bakım yapmak önemli. Aşamaları ise şu şekilde sıralayabiliriz: Cilt analizi, cilt temizliği, buhar, peeling, siyah noktaların temizlenmesi, tonik ve maske uygulanması, nemlendirici ve güneş koruyucu uygulanması, cildin ihtiyacına göre serum ve vitamin uygulanması. Bakım süreleri 60-90 dakika arasında değişiyor.
Cilt için genelde ayda bir bakım uygulanmalı. Eğer problemli bir cilt ise; haftada bir ya da 15 günde bir özel kür programları uygulanabilir.
Saç canlandırmaya yönelik Electro Tricho Genesis (ETG) teknolojisi faydalı oluyor. Bu teknoloji saçın canlanması, güçlenmesi ve dökülmesinin önlenmesinde kullanılıyor.
Cildi ve vücudu yenilemek, ölü derilerden arındırmak için peeling ve yosun kürlerinin yanı sıra aromaterapik ürünlerle masajlar da yapılabilir. Sağlıklı ve güzel saçlar için A, E, C ve B vitaminleri de çok önemli.
SEÇİMİNİZİ YAPIN
Organik bakım
Simply Organic’in Refresh Wash şampuanını havuzun saçlarınızda bıraktığı kalıntıları temizlemek, Moisture Rinse’i de yıpranmış saçlarınızı eski formuna kavuşturmak için kullanabilirsiniz. Split Ends Treatment ise kum ve rüzgardan kırılmış saçlar için geliştirilmiş bir saç kremi.
Yıpranmış ciltlere
Estee Lauder’in Advanced Night Repair Concentrate isimli ürünü yıpranmış ciltlere “yenilenme” vaat ediyor. Zarar görmüş ciltleri onardığı söylenen ürünü, üç ayda bir 21 gecelik bakım kürleri şeklinde uygulayabilirsiniz.
Saçlara yaz bakımı
Philip B ürünlerini havuz ve deniz suyundan yıpranan saçları yeniden canlandırmak için kullanabilirsiniz. Şampuan ile saçınızı yıkadıktan sonra, saç uçlarına bakım kremi uygulayın, durulayın. Saça parlaklık veren Lovin’ Leave-in’i sürün, durulamayın.
Güneş sonrası vücut jeli
Güneşe maruz kaldıktan sonra yıpranan cildi nemlendirmek için Bergasol’un nemlendirici vücut jelini kullanabilirsiniz. Ürünün sıkılaştırıcı etki etmesi, cildi anında serinletmesi amaçlanıyor.
Yaşlılık izlerine karşı
Christian Breton cildi güneşin zararlı etkilerinden korumayı, cilde derinlemesine bakım yapmayı ve lekeleri açmayı amaçlayan kremi Year Less SPF 30 ile yaşlılık izlerinden kurtulmayı vaat ediyor. Ürünü sabahları temizleyici ve tonik sonrası uygulayabilirsiniz
Tatil bırakmaya gelmez!
Kayıtlara geçen rakamlara göre, geçen yıl sadece ABD’de 415 milyon tatil günü hak sahipleri tarafından kullanılmadı. Peki çalışanlar tatillerini neden kullanmıyor? www.realage.com.tr’de yazılanlara göre küçük gezilerin ve tatillerin, aile mutluluğu ve iş performansına olumlu katkı yaptığı da bir gerçek. İzin hakkınızı kullanmayarak ve hayatınızda kısa bir mola vermeyerek kendiniz dahil kimseye büyük bir iyilik yapmış olmuyorsunuz. Kronik stres ve işe aşırı bağlılık size daha fazla kalp krizi riski ve felç riski getiriyor. Evet tatilinizi kullanmamak, ‘gerçek yaş’ınızı sadece normal bir süreçte yaşlandırmıyor, onu hızla yukarıya çekiyor!
Yapılan araştırmalarda, yılda bir veya iki kez çıkılacak bir tatil gezisi, veya iş dışında geçirilecek zaman sayesinde ruhsal ve fiziksel olarak daha sağlıklı bir adım atmış oluyorsunuz. Bu aynı egzersiz yapmak veya sağlıklı bir beslenme düzenine uymak kadar önem taşımaktadır.
İzin yapan ve kısa gezilere çıkan insanlar genellikle depresyon, yorgunluk ve gerginlik sorunlarından daha az yakınıyorlar. Akrabalar ve çocukları ile vakit geçirmek, evlilikleri daha sağlıklı hale getiriyor. İzin dönüşü çalışanlar daha performanslı ve şevkli halde çalışıyorlar. Yakın illerdeki akrabalarınıza yapacağınız kısa bir ziyaret bile yararlı olacaktır.
Sağlığa bir bilet lütfen
Bir gezinin en önemli kuralını biliyor musunuz? İşi ve bütün endişelerinizi geride bırakın. Laptop, cep bilgisayarı ve eğer becerebiliyorsanız cep telefonunuzu yanınıza almayın.
Teknolojik gelişmeler, iş dünyasında büyük katkılarda bulunurken, bu teknolojiyi izin günlerimize taşımamız nedeniyle iş ve ev arasındaki dengeyi düzgün kuramamaya başladık.
İnsanların genellikle rahatlayıp, gerginliklerini üzerlerinden atması için 2 veya 3 gün yeterlidir. Fakat tatili daha da uzatırsanız bu sizin için ekstra fayda sağlar. 7 günlük bir tatil idealdir diyebiliriz.
Güneşli mekanlar, sizin ruhunuzu dinlendirip kısa güzel bir hazırlık yapmanız için idealdir.
İzninizi ailenizle geçirin. Fakat kalabalık bir aile iseniz, sadece eşinizle baş başa geçireceğiniz 1-2 gece de size çok yararlı olacaktır.
Elbette bu sizin izniniz ve gideceğiniz mekanı siz seçiyorsunuz. Fakat yiyecek ve özellikle alkole dikkat etmeniz gerekiyor. Aşırı alkol tüketmeniz halinde hem günleriniz yorgun geçer, hem uyku düzeniniz bozulur, hem de geriye döndüğünüzde daha da bitkin bir halde olursunuz. .
En önemli ve son maddeye geliyoruz. Ruhunuza uygun bir geziye çıkın. Size neyin iyi geleceğini, yine kendi vücudunuz söyleyecektir. Ne istediğinize iyi karar verin, eğer çok hareketli bir yaşamınız varsa daha sakin bir tatil seçebilirsiniz.
13 Haziran 2008 Cuma
Havayolu Firmaları
Seyahat Rehberleri
- Hotel & Travel Guide
- Goski
- Bodrum Guide
- Altid
- Nereden Nereye
- Sihirli Tur
- Voyager Book
- Arnika
- Kayak Rehberi
- Tatil Dünyası
- The Guide Turkey
- Smyrna Group
- Rough Guides Travel
- Haritalar
- Uluslar Arası Sivil Havacılık Örgütü
- IHRA
- Turkeyguide
- Online Travel Reservation
- System PhotoMann
- Profesyonel Turist Rehberleri
- Turizm haberleri
- Türkiye Üzerine Seyahat Yazıları
- Turizm Yatırımcıları Derneği
- World Travel Guide
18 Mayıs 2008 Pazar
2008′in Turizm Trendleri
Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) yerli-yabancı çeşitli kaynaklardan da yararlanarak 2008´in öne çıkan temel turizm eğilimlerini saptadı. Bu araştırmaya göre, 2008’de çevre bilincinin ağır basması “Aheste Turizmini” gündeme getirecek. 68’ kuşağı torunlarını alıp tatile çıkacak. Otel odalarının “sessiz” olması talep edilecek, tur operatörleri fiyatsız katalog yayınlayacak. TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, 2008’de turizmde; çevre-sosyal sorumluluk, sessizlik ve yavaşlığın öne çıkacağını söylüyor. UNESCO’nun 2008’i “Divanü Lügati´t-Türk” yazarı Kaşgarlı Mahmut “yılı” ilan ettiğini anımsatan Köfteoğlu, “2008´de ayrıca, niş turlar, kısa tatiller, güvenlik ve çevrimiçi rezervasyonlar damgasını vuracak” diyor.
İşte 2008’in temel turizm eğilimleri:
Kırsal yeşil turizm: Başta Avrupalılar olmak üzere Türk tatilci de kendi özüne dönme çabasında. Bu da insanları doğayla barıştıran “Kırsal” turizmin ön plana çıkmasına yol açıyor. Tarladan sebze meyve toplama, ağaca, toprağa dokunmak isteyen, plaza hayatının yorgunları ruh ve bedenlerini dinlendirmek için “yeşil turizme” yönelecekler.
Aheste Turizm: 2008´de dünyada slow (yavaş) turizm öne çıkacak. “Yavaşlık Güzeldir” anlayışından hareketle, turizmde bir yerden bir yere koşuşturmayı değil, aheste aheste gezerek, gidilen yerin aaafinin çıkarıldığı tatiller tercih edilecek. Uçakların havaya saldığı karbon miktarını gözönüne alan “Yavaşlık Güzeldir” taraftarları, seyahatlerini trenle yapacak.
Türkiye golfte moda olacak: Araştırmalar golf turizminde İspanya ve Portekiz’in yerini Türkiye, Dubai ve Güney Afrika’nın alacağını gösteriyor. Türkiye 2008’de sadece golfte değil, Çin, Tunus, Japonya, Libya, Vietnam, Suriye ve Kenya’nın yanı sıra, turizmde “Moda Ülkeler” arasında sayılıyor.
Sessizlik Güzeldir: Otelde konaklayan müşteriler artık yan odadakinin horultusunu, odalarındaki minibarın motor sesi veya klimanın gürültüsünü duymak istemiyor. İş seyahatine çıkanların yüzde 42’si tatildeyken gece deliksiz bir uyku çekmek istiyor. Tüketicilerin bu eğilimini dikkate alan dünyanın önde gelen zincir otelleri “sessiz odalar” yaratmak için yalıtıma para harcamaya başladı.
Halal Turizm: Muhafazakar kesimin taleplerine uygun olarak tasarlanan ve “Halal Turizm” olarak bilinen turizmin bu türü Türkiye´nin yanı sıra, dünyada da yayılıyor. Batılı oteller bu pastadan pay almak için birbiriyle yarışırken, Dubai merkezli Elmulla Grubu, alkol satılmayan, kumar oynanmayan ve helal yiyeceklerin verileceği ilk lüks otel zinciri projesi 2008´de hizmete açıyor.
Devler “ucuzcu” oluyor: Dünya devi tur operatörleri artık charter (dolmuş uçak) yerine, ucuzcu (Low Cost) taşıyıcılığına soyunuyor. Avrupa´nın en büyük tur operatörü TUI, kendi bünyesinde bulunan TUIfly havayolunu, Lufthansa kuruluşu olan “ucuzcu” Germanwings ile birleştirme planları yapıyor. Diğer tur operatörleri de, charter havayollarının gerileyeceğine inandığında “ucuzcu” taşımacılığı yöneliyor.
Karavancılar geliyor: Almanya Otomobil Kulübü´nün (ADAC) yaptığı bir araştırma, Türkiye´nin 2008´de Alman karavancılar tarafından tercih edileceğini gösteriyor. Araştırmaya göre, Almanların 2007´de Türkiye tercihi 6´ncı sıradayken, 2008´de bu tercih 5´nci sıraya yükselmiş. Tercih edilecek diğer ülkeler İtalya, Avusturya, Fransa ve İskandinav ülkeleri olacak.
Feng Shui Spalar: Tüketici taleplerini değerlendiren Spa yöneticileri, artık Spa bölümlerinin duvarlarını aynalı, ışıklandırmasını floresanlı, mini fiskiyeli yapmaktan vazgeçiyor. Bunun yerine 3500 yıl önce Çin´de uygulanan; yaşanan iç ve dış mekanları huzur, mutluluk, refah ve sağlık getirecek, hayat üzerinde olumlu etkenleri artıracak, olumsuz etkenleri ise önleyecek şekilde düzenleme sanatı olan Feng Shui anlayışıyla tasarlıyor.
Uçarı turizmi: Gençlerin sahip olduğu enerjiyi dışarıya çıkarmaya yönelik, sağlık, spor, macera, eğlenme ve keşfetme unsurlarını öne çıkaran “Uçarı Turizmi” gelişecek. “Uçarı Turizmi” tur paketlerine havuz partileri, içki, kumar, müzik etkinlikleri, erotik fan¤¤¤iler dahil edilirken, turlar özel yat, jet, otobüs ve trenle gerçekleştirilecek.
Dede-torun gezmeleri: ABD’de savaş sonrası 1946-1964 doğan ve Batıda “baby boomer” kuşağı olarak bilinenler emekli oluyor. 1968 kuşağının günümüzde emekli olan kesimi, çocuklarından yüzde 25 daha paralı. Bankada paraları var. 68’ kuşağının emeklilerini Türkiye’de tatile çekmek için hazırlanan kampanya Şubat ayında İstanbul’da düzenlenecek EMITT Turizm fuarında tanıtılacak. Özellikle Japonya´daki “baby boom” dönemi mensuplarının emeklilik çağına gelmesi ile son 5 yılda hiç olmadığı kadar çok Japon’un emekliler ordusuna katılacağı tahmin ediliyor. Bu yeni Japon emekli kuşak, Türkiye´nin potansiyel turistleri olarak görülüyor.
Otelde beğen, satın al evine gelsin: Otellere mobilyadan bornoza, yemek takımından yatağa kadar ürün veren firmalar, otelleri birer pazarlama alanı olarak da kullanıyor. Artık, otelde konaklayan tatilci, odasında kullandığı yatak çarşaf takımını, çalışma masasını, havluyu, bornozu kısaca neyi beğendiyse satın alıyor. Satın aldığı ürün de kendisine evinde teslim ediliyor.
Butik Jet Havayolları: Business class´ın ötesinde hizmet bekleyen müşterilere artık özel jetle seyahat etme şansı tanınacak. Dünyanın önde gelen havayolu şirketleri, lüks arayanların talebini karşılamak için kendi özel jet filolarını oluşturmaya başladı.
Kataloglar fiyatsız olacak: Batılı tur operatörleri uzun süredir tatil kataloglarının esnek ve günlük fiyatlı olması gerektiğini ısrarla savunuyor. İnternetten çevrimiçi tur satanlarla başa çıkamayan turizm devleri, katalogların fiyatsız yayınlanması için baskı yapıyorlar. 2008’de kataloglardaki fiyatları kaldıramazlarsa, fiyatları tavan ve taban olarak verecekler.
Sorumluluk varoş turizmi: Sosyal sorumluluk çerçevesinde Brezilya, Meksika, İstanbul ve Afrika’daki varoşlara, kenar mahallerine insanların durumunu yerinde görüp, onlar için yapılabilecekler konusunda görev almayı içeren turlar yapılacak.
Kısa tatiller: Bir yandan fazla yer görme isteği, diğer yandan dünyanın başına musallat olan terör belasından dolayı 2008’de iki haftalık uzun tatillerin yerini kısa tatiller alacak.
Diaspora Turizmi: Son dönemde Doğu Avrupa’da gelişiyor. AB’nin doğuya genişlemesi ile birlikte bu ülkelerden batıya doğru göç artmaya başladı. Bu da turizmi etkileyecek.
2 milyar dolarlık olarak tahmin edilen pazarın müşteri kitlesini Doğu Avrupa ülkeleri oluşturuyor. Diaspora Turizmi´nin miras (atalarını daha iyi tanıma), mülk yatırımı (para kazanıp ülkesinde yatırım yapma) ve evlilik şeklinde üç bölümde gelişeceği belirtiliyor.